Aynalı Dede ve sindirerek kitap okumak

Forum Tanrısı

Administrator
Yönetici
Filibeli Ahmet Hilmi, “A’Mâk-ı Hayal” ( Hayalin Derinlikleri) adlı kitabında Aynalı Dede ile arasında geçen konuşmada: “Aynalı Dede ile ciddi konular hakkında görüşmek istedim, dedim ki: -Sultanım, sen viranede gömülü bir hazinesin. Bense hikmete susamış bir avareyim. Lütfen istifade etmeme müsaade eder misin, ver elini öpeyim. - El öpmek?... (Şaşırarak) Niçin? İstersen konuşalım, lakin sözden ne çıkar? Şimdiye kadara kim bilir kaç hayvan yükü kitap okudun, ne anladın? Hiç değil mi? İnsanların bilgisi nedir? Zevk ve kibirlerinin ihtiyacı olan sanayiye ait olanları diyelim ki bir şeydir. Lakin hak ve hakikate dair ne bilirler? “ der. Filibeli Ahmet Hilmi Bey sadece kitap okumanın yeterli olmadığını, okuduklarından bir şeyler alıp, analiz edip o çizgide yürünmesi gerektiğini söylüyor ve anlayarak, içselleştirerek okumayanların, akıl ve mantık çizgisi dışında, istedikleri, hissettikleri ve hoşlarına gittiği gibi yollarına devam edeceklerini ima ediyor. Sevgili okuyucularım. Bu yazıyı yazma amacımı biliyorum da neden böyle başladığımı tam bilemiyorum. Günümüz Türkiye’sin de okuma oranı ve alışkanlığı dip seviyelerde. Bunu biraz daha genişleterek yazayım “verimli okuma alışkanlığı” oranı çok düşük. Okuma alışkanlığı olanların da önemli oranı verimli okuma adı verilen öğrenici, analiz edici, yönlendirici, yararlanılan okuma yapmakta zorlanmalarıdır. Verimli okuyan insanlar ne okurlarsa okusunlar,(Hikâye, roman, kültür, tarih, felsefe, sosyoloji, coğrafya vs.) okuduklarının içinde düşüneceği, doğruluk derecesini araştıracağı, bağlantılar kuracağı noktaları tespit edip gereğini yapar. Çoğumuz okuduğumuz kitaplarda, kurulan cümlelere, anlatıma, anlamına göre ilgimizi çekiyor ve duygularımızı yönlendiriyor. Önemli okuma duygularla beraber aklıda harekete geçirten okumadır. Duygulanarak okuma sonucu ise belleğimizde fazla bir şeyler kalmıyor. Öğrenmek amaçlı sindirerek okuma alışkanlığı olmayanlarda uzun yazı dikkat kaybına, göz usanmasına ve uyumadan uyuma pozisyonuna geçmeye neden oluyor. O tip okuma sevgisi taşıyanların uzun yazılardan kaçınır kısa ve renkli resimli yazıları okumayı tercih eder. Herhangim bir eseri okuduktan sonra okuyucusuna bazı sorular sordurmayı başarıyorsa o kitap okunmuş, anlaşılmış kitaptır. Okuyanda okumuş anlamış bir okuyucudur. Maturidi: “Düşünmemeyi telkin eden her görüş şeytan işidir” Der. O zaman düşünmek, irdelemek ve doğru sonuca çıkmak için çabalamak erdem işidir. Sonucu Genelkurmay başkanlığı yayını, “Türk Tarihi İçinde Atatürk ve Cumhuriyet” adlı kitaptan şu paragrafla noktalamak isterim. “ Son yıllarda ülkemize ve toplumumuza yönelik tehditlerin incelenmesi sonucunda özellikle genç nesillerimizin ATATÜRK’ ün belirttiği gibi Türkiye ve Türk’e düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek yönünde yeterli eğitim almadığını görmekteyiz.” Okumamak veya yorumlayarak, inceleyerek okumamak sonucu oluşacaklar hiçte iç açıcı değildir.
 
Üst