BİLİNÇLİ DİNDARSIZLIK

Forum Tanrısı

Administrator
Yönetici
Alıştığımız ama yazmaktan hatırlatmaktan vazgeçemeyeceğimiz gerçekleri tekrar tekrar vurgulamak gerekli. Bir yıl geçti, birçok şey değişecek diye umut edildi iyiye doğru lakin değişmedi, hatta vahşet daha da ilerledi. İnsanlık namına bir şey kalmadı. Güçlüler yaptıklarına sessiz, güçsüzler av oldu zevklere. Sahte inançlarla süslediler dinlerini. Kendi hedeflerine uygun gelenekler oluşturmuş bir sürü yecüc dünyanın kanını içip günahıyla arınmaya and içmiş durumda. Biraz karışık bir giriş oldu farkındayım. Aynı son bir haftadır konuşulan bilgi karışıklığı gibi benimde karışıyor kafam. Seçerek kullanmaya çalışıyorum cümleleri. Bakalım bu karmaşanın pisliğin içinden bir kaç hatrı sayılır fikir yada düşünce çıkarabilecekmiyiz. Flistine Gazzeye ölüm kusturan lanetli kavim hamasın tünellerini ararken, New York Polis Departmanı, 8 Ocak günü Brooklyn'in Crown Heights Mahallesi'ndeki Yedi yüz yetmiş Eastern Parkway'de bulunan Yahudi merkezindeki tünelleri keşfetti ve kullanılamaz hale getirmek için harekete geçti. İki farklı coğrafyada aynı konu özne olmuş durumda. Her ne kadar iki konunun ortak adı konu tünel olsada aralarında çağlar kadar, ak ile beyaz gibi, öldürmek ile yaşatmak arsındaki gibi fark var. Yeryüzünde ne kadar zalim varsa zelil olsun inşallah.İlk bin dokuz yüz seksen altı da okumuştuk yahudilik, masonluk ile ilgili büyük kalın ve iç acıtan kitabı bu kadar da olmaz demiştim içindekileri okuyunca, görünce. Oysa çok daha fazlası yaşanıyormuş gerçek hayatta. Bizler hayal aleminde kandırılırken, ülkeler, insanlar, kardeşler birbirine kırdırılırken onlar oyunlarını kurup bizlere gülerek ve hatta bizlerden iğrenerek seyrediyorlarmış bazen uzaklarda bazen de yanıbaşımızda.Birçok ülkenin bazı devlet büyüklerinin (Türkiyedeki bazıları da dahil) nasıl sistemin hizmetçisi olduğu. Ne derlerse yapmak zorunda kaldıkları. Bunu bazen severek bazen mecburiyetten gerçekleştirdikleri. Kısacası kendi çıkarları için ülkelerini sattıklarını erken öğrenmiştim. Dedim ya konduramamıştım o zamanlar. Yaş ilerdekçe gerçek olduklarını yaşayarak anlamıştım. Tevrattan ayetler vardı uydurulmuş sonradan değiştirilmiş ama yahudilerin sıkı sıkaya bağlı olduğu. Mesela buldukları ve bir yahudiye ait değilse yeryüzndeki herşey onlarındı. Bütün canlıları öldürebilirlerdi. Malına mülküne canına el koyabilirlerdi. Kendilerine göre onlar seçilmiş kavimdi. Kadını, çocuğu, yaşlıyı, hamileyi, yeni doğan bebeği, hatta ana karnındaki cenini şayet Yahudi değilse öldürmek onlar için sevaptı. Kadınların saçlarını göstermeleri onlarda da haramdır ve dindarları kapalıdır ve toplum onları dışlamaz saygı duyar. Bir krallık hayalleri vardı. Hala arasıra dillenen konu bu ve amaçlarını gerçekleştirmek istedikleri topraklarda bizim ülkemizden pay almayı hayal ettikleri. Çok eskilere dayansada bu plan, son yıllarda amaçlarına hizmet etmeyişimizden dolayı bizle uğraşmaya başladıkları kesindir. Devletimizin ne pahasına olursa olsun bir karış toprak vermemek için mücadele ettiği güneydoğu ve doğu sınırımızdaki sorunların, teröründe esas bitmeyiş sebebi budur. Bir dönem ticaret yaptığım Kudüsteki müşterimi ziyarete gitmiştim. Tamda Davos olaylarının zamanıydı. Ben plastik ambalaj malzemeleri satıyordum ona. Konu Davostaki olaya geldi çattı çok profesyonelce geçiştirdi. İşin sonunda siyasetçiler bunu hep yapar demişti. Bu olay bu kadar büyük bir sorun olsa sen buraya gelemezdin mesela dedi. Neden dedim. Çünkü iki ülke ilişkilerini keser uçuşlar durur demişti. Aynı biz nasıl ticaretimizi yapıp hayatımızı güçlenerek devam etmek zorundaysak siyasilerde kendi çıkarları için bunları yapacaklar demişti ve ticaret yapmış olduğum bu kişinin İsraildeki diğer insanların olduğu gibi asker olarak bir görevi vardı. Jet Pilotuydu. Yani Gazzeyi bombalayanlardan biriyde oydu. Toplantıdan sonra yahudilerin westbank dedikleri ama aslen BATI ŞERİA olan yerleşim yerindeki diğer müslüman müşterime gitmiştim. Dönüşte havaalanında beni bir saatten fazla sorguya çekmişlerdi ve ancak yahudi müşterimde olduğunu anladıklarında uçağa binişime izin vermişlerdi.O günden sonra Pilot olan yahudi müşterimle çalışmadım. Tarafımız belli olsun demiştim kendi içimden. Fakat o çalışmaya devam etti Türkiyedeki başka firmalarla bu ticaretti ve normaldi. Bu benim seçimimdi çünkü onlar gerçekten amaçlarına sadık insanlardı, bizim gibi kulaktan duyma sözlerle yaşamıyorlardı. Dinleri için her şeyi yapmaktan çekinmiyorlerdı. Biz de güzellemelerler müslüman ya da dindar olmasın yeter hepsini övüyoruz, uzaydan gelmişler gibi davranıp hayranlık duyuyoruz. Dinine uygun yaşamaya çalışan bir müslüman gördükmü yeriyoruz yerin dibine sokmaya çalışıyoruz. Herhangi bir film veya dizide pat incilden ya da tevrattan bir ayet okunuyor hemen yanınızda biri varsa ne kadar güzel dinlerine sadıklar diyor. Bizde böyle bir şey olsa reyting için dini kullanıyorlar diyor. Bu ne yaman bir çelişki anlamak zor. Daha öncede yazmıştım herkesin tercihine, tercih edebilme, farklı düşünme ve yaşama hakkına saygım var tabiki benim yaşam hakkıma, tercihlerime saygı duydukları müddetçe. Bizim ilk başta bize ait olan değerlere karşı içimizdeki duvarları yıkmamız at gözlüğünü çıkarıp atmamız gerekli. Milli manevi bilinçlerimizi uyandırmamız ve gelecek nesillere aktarmamız gerekli. Bu basit bir konu değildir yoksa bir başka milletin, ırkın, coğrafyanın tozu toprağı hatta gübresi oluruz.Bir keresinde Roma da dolaştığım esnada, ( Birçok ülkede aynı görüntüleri görmüşümdür). Henüz dört, beş altı yaşlarında hadi en büyüğü on yaşında diyeyim. Siyah çarşaf giymiş, başları kapalı ikili sıra halinde kiliseye giden kız çocuklarını görmüştüm. Halk yani Hırıstiyan, İsevi halk çocuklar yanlarından geçerken sevgi sözcükleri, motive edici mimikler ve onları gururlandırıcı alkışlar arasında Kliseye girmelerine eşlik etmişlerdi. Düğünlerini kilisede incille yapıyorlardı, Rahip, Peder, Haham herne ise el üstünde tutuluyordu. Bu işte bir terslik vardı. Biz gerçekten çok gericiydik, gerideydik çünkü bizi en ileriye götürecek kutsal kitabımızı bir kılıf içinde duvara asmıştık rafa kaldırmıştık. Biz onu süs yapmıştık işte bu yüzden başka kültürlere dinlere ağzımız açık hayran kalmıştık. Bu konu çok su götürür. Aslımızı Neslimizi iyi yapılandırmamız lazım. Köprünün altından çok sular aktı. Ne TÜRKİYE eski TÜRKİYE ne de artık özgürlüğümüz prangalar altında. Yeni atılımlar için kimseden izin almamıza gerek yok. Bu çocukları sapıklık için kaçıran, kanlarını içen bu iğrençlikleri yaparken zevkten kendilerinden geçen sapıklar her yerdekahrolsun. Aynı Amerikedaki gibi Sinagoglar ya da karanlık özel organizasyonlar her anlamda sıkı denetlensin. Artık mazlumun ahı güçlünün şanını boğsun.
 
Üst